Haberler

Rektörümüz Prof. Dr. Gülfettin ÇELİK’in 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi Mesajı

18.03.2021

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 106. yıldönümü sebebiyle millet olarak gururlu, coşkulu ve heyecanlıyız. Diğer yandan tüm şehitlerimiz ile gazilerimize, şükran ve minnet duygularıyla Allah’tan rahmet diliyoruz. Atalarımızın bize miras bıraktığı Medeniyet’imizi teknolojik, bilimsel ve sosyal alanlarda muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmak için, büyük bir sorumluluk taşıyor ve azimle çalışıyoruz. Bu anlamda Çanakkale Zaferi’ni yılda bir kez hatırlanan bir anma günü olarak değil, yaşam persperktifimizi inşa eden ve hiç aklımızdan çıkmayan bir vesika olarak değerlendiriyoruz.   

18 Mart 1915, dünya tarihindeki metrekarekeye en fazla merminin düştüğü, askerimizin üzerine sadece beş saat içinde 1 milyon kurşunun atıldığı, mermilerin havada çarpışıp iç içe geçerek kaynaştığı, namlu ile süngünün yan yana gelecek kadar yakınlaştığı, düşmanların yere dört ayaklı zehirli çivi atmak ve naaşlara işkence yapmak şeklinde savaş suçu sayılan fiiller işlediği, cepheye giden gençler nedeniyle birçok lisenin ve üniversitenin mezun veremediği, boğaz sularının aylarca kan kırmızı olarak aktığı ve 250 binden fazla vatan evladının şehit olduğu en çetin savaşlardan biridir.

Çanakkale Cephesi’nde direnişin ve taarruzun benzersiz örnekleri yaşanmış; Seddülbahir’de, Anafartalar’da, Arıburnu’nda ve yüzlerce bölgede kanlı çarpışmalar gerçekleşmiştir. Savaş sırasında yaşanan binlerce kahramanlık örneğinden bazıları; Top mermisini kaldıran vincin arızalanması nedeniyle 276 kg’lık topu sırtlayıp ateşleyen ve İngiliz gemisi Ocean’ı batıran Seyit Onbaşı, 20 kişilik birliğiyle bombardıman bataryalarını ve yüzlerce askeri Seddülbahir’de geri püskürterek Türk askeri anlamına gelen “Mehmetçik” isminin kullanılmasına kaynak olan Mehmet Çavuş, babası Alay komutanı Hafız Halit Bey’in bırakacak kimsesi olmadığı için cepheye getirdiği ve savaşın içinde büyüyerek 12 yaşında asker olan kızı Nezahat Onbaşı, savaşa giderken annesi tarafından başına kına yakılan ve bunun nedenini sorduğunda “Bizim burada Allah için kurban seçilen koçların başını kına ile süslerler. Ben de dört kardeşin içerisinde en çok seni sevdiğim için seni vatan, millet ve Allah yolunda kurban olarak seçtim. O yüzden başını kınaladım” cevabını alan Kınalı Hasan, Hafız Nazmi bey yönetiminde elimizde kalan son 26 mayını gece gizlice denize döşeyerek düşman gemilerini bozguna uğratan ve savaşın seyrini değiştiren Nusret mayın gemisi olarak gösterilebilir.

Bu zorlu mücadelede eşi benzeri görülmemiş bir irade ve kararlılık örneği gösteren milletimiz, “Çanakkale Geçilmez” hakikatini ebediyete kadar Anadolu topraklarına kazımıştır. Bu yönüyle Çanakkale Zaferi, yalnızca tarihin akışını değiştiren askeri ve siyasi bir başarı değil; aynı zamanda cesaretle harmanlanmış ve ölümü korkutan bir mücadele ruhudur. Her vatan evladının, imkansız görüneni başarma ve kendi alanında en iyisi olma konusunda ilham aldığı bir kararlılık örneğidir. Yüzyıllar hatta binyıllar sonra dünyaya gelecek torunlara işaret edilmiş güneş gibi parlayan bir ufuktur.

Bu duygu ve düşüncelerle 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 106. yıldönümünde, benzeri görülmemiş şanlı bir destanı altın harflerle tarihe yazan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Fevzi Çakmak, Cevat Çobanlı, Ali Rıza Sedes, Cemil Conk, Ali Fuat Cebesoy, Rüştü Sakarya ve Kazım Karabekir olmak üzere; vatanımız, birliğimiz, hilalimiz ve bağımsızlığımız uğruna göz kırpmadan ölüme koşan aziz şehitlerimiz ile gazilerimizi rahmetle, şükranla ve minnetle anıyorum.

Prof. Dr. Gülfettin ÇELİK

Rektör